Blog

 Les articles de la communauté

mustafa aslan (livres) par amourdemustafa
mustafa aslan'ın fetullah gülen'le ilgili yazıları par litteraire
sur fetullah gülen par mustafa aslan par enfantine
sur nedim şener par mustafa aslan par lesmotsdemustafa
sur ergenekon par mustafa aslan par auteurmustafa

 sur ömer polat par mustafa aslan

23/11/2009

                      ADI DUMAN

                http://77.75.38.155/images/kapak/192141.jpg      

                   

 

Edebiyatımızakazandırdığı “Dilan”, “Saragö”l, “Mahmudo ile Haze”l, “Aladağlı Mıho”, “SuçKimde”, “804 İşçi” gibi yapıtlarıyla tanıdığımız Ömer Polat bu kez karşımıza “AdıDuman” adını taşıyan bir ilk gençlik romanıyla çıkıyor.

Akdeniz’inşirin bir kasabasının uzam olarak seçildiği yapıt, ülkemiz ve insanınıtoplumsal açıdan ortaya koymanın yanında gençliğe adım atacaklara da önemlisayabileceğimiz yaşantı örnekleri sunmaktadır.

 

Toplumsal yapı

 

Ömer Polat’ın “AdıDuman” adını taşıyan, üç çocuk kahramanın olduğu ilk gençlik romanında ülkemizintoplumsal yapısı hakkında önemli ipuçları veren bir yapıt Bu açıdan yarınınbüyüklerinin toplumunu tanıması ve birlikte olduğu insanlarla barışık yaşamasınıyardımcı olacaktır.

 

KahramanlarımızdanAli’nin Duman’ı aldığı göçerlerin Sarıkeçili Aşireti’nden olmaları bir yanıylaülkede feodal yaşamın sürdüğünü gösteriyor.Devletin yasaları yerine gelenek görenek geçerlidir, onların yaşadığı Toroslar’da.Ama son demlerini yaşamaktadırlar, aşiret yapısı da yavaş yavaş çözülmüştür.Sarıkeçili Aşireti’nden Mürsel Dede köpek yavrusu istemeye gelen çocuğunisteğini geri çevirir. Kendileri gibi kentte yaşayamayacağı inancındadırhayvanın. Aslında kentle yaşlı adamın anlatmak istediği yerleşen kapitalistilişkilerdir.

 

“… Bu dağlar Sarıkeçili aşiretinindir.Anladın mı? Bak, kala kala on üç çadır, beş on keçimiz kaldı. Bir de birkaçköpeğimiz var.” (s.14)

 

   KahramanlardanGüller’in ailesiyle de (anne, baba ve çocuktan oluşan) çekirdek aile yapısınınyerleştiğini, ama feodal yapının kalıntılarının da son günlerini yaşadığını göstermektedir,“Adı Duman”. Feodal yapının kalıntılarının olduğu bir ülkede eğitim sisteminde gericiizlere de rastlanmaktadır. Güller’in Din Dersi ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin“Evrim Teorisi” karşıtı olması buna örnek gösterilebilir.

Kapitalizmartı değerin yani çalışandan daha çok kazanma sistemi olarak özetlenebileceksistemde insanların gelecek güvencesinin olmaması konusu da yapıta yansımış.Durum böyle olunca Ali’nin babasının sigortasının olmaması şaşılacak bir şeydeğildir. Yazar, dayanışmayla, yardımlaşmayla yarının daha güzel olacağınıküçük bir örnekle vermiş.

 

Kardeşliğin harman yeri: Anadolu

 

“Adı Yaman”dauzam olarak seçilen şirin sahil kasabası birçok kültürün bir arada kardeşçeyaşadığını göstermek açıdan iyi seçilmiş. Burada, sadece Türkiye’de yaşayanlarladeğil turistlerle de bir kaynaşma görüyoruz. Yazarın sunduğu ileti oldukça net:Normal koşullarda, herhangi bir kışkırtma olmasa insanlar kardeşçe yaşarlar.Anadolu insanın da mayasında bu kültür vardır.

Ali’ninbabasının tedavisi için Duman’ı satmak yerine gösterilen çabalar, insanlarınbirbirlerini hiç tanımasalar da (Türk, Kürt, Japon, Alman, Rus) dayanışmaiçinde olacaklarını, özveride bulunacaklarını göstermektedir,şarkılarını-türkülerini farklı dillerden söyleseler de.

 

Mortiz amca yeniden gitarını alıyor,hareketli bir parça çalmaya başlıyor. Önce kızlı oğlanlı turist çocuklarkalkıyor, tepine tepine dans etmeye başlıyorlar, ardından biz kalkıyoruz.Kimimiz göbek atıyor, kimimiz halay çekiyoruz.” (s.86)

 

Sevgi

 

“Adı Duman”ınçocuklarımıza sunduğu koskocaman bir sevginin içinde hayvan ya da insan sevgisidiye bir ayrım yapmak olası değil. Kitapta önce çocuk en iyi dostununbir köpek olduğunu itiraf eder. Ama daha sonra insanların da ayırdına varır.İnsan ve hayvan arasında bir ayrımın olmadığını görür.

Yapılan çalışmalarlabir yandan   “Duman” adlı köpeğinsatışını önlemeye çalışılırken bir yandan da Ali’nin sigortası olmayan babasınıntedavi giderlerini karşılamaya yönelik olması sevginin katmerleşmesine yolaçıyor. Başta hayvan sevgisiyle kendini sınırlayan, en iyi arkadaşının Dumanolduğunu söyleyen Ali sonraları birçok arkadaş edinir, bu paylaşım sayesinde.

 

 

Gençlik Edebiyatı ve “Adı Duman”

 

Ülkemizde sonyıllarda, Gençlik Edebiyatı alanında önemli ürünler ortaya çıktığı gibi, genciyaşadığı topluma ve kendine yabancılaştıracak türden de çok sayıda kitappiyasaya sürülmüştür.

“Adı Duman”gençliğe ilk adımını atacak olanlara toplumunu ve kendini daha iyi tanımaolanağı sunmakla kalmıyor yaşadığı coğrafyanın dünü-bugünü hakkında da bilgilersunuyor. Bu bilgiler, kişinin kendisiyle, ailesiyle ve içinde yaşadığı toplumlabarışık olmasını sağlar, bana göre.

 

Ömer Polat’ın“Adı Duman” adlı ilk gençlik romanı yarının büyüklerine güzel ve anlamlı birarmağandır. Ülkemizin toplumsal yapısının belirtilmesi dışında, kardeşliğinanakarası olduğunu göstermesi açısından da anlamlıdır. Bu tür yapıtlarınçoğalması dileğiyle…

 

 

*Ömer Polat, Adı Duman, 1. Basım: Ekim:2009, EvrenselYayınları - İlk gençlikKitaplığı:1, İstanbul

Tags : mustafa aslan

Catégorie : Non spécifié

 mustafa aslan'ın selim ileri ile ilgili yazıları

6/11/2009


İSTANBUL, İLK ROMANIMDA LEYLAK

İstanbul, İlk Romanımda Leylak, Selim İleri’nin İstanbul sevgisine ilişkin yazılarını topladığı yapıtının adı. Yapıtta İstanbul’un dünden bugüne kaybettikleri ve bu kente bir şeyler katanları vermiş, yazar.

İstanbul’a can verenler

Selim İleri İstanbul’u dünden bugüne verirken bütünüyle sanat eserlerinden ve yazarlardan/sanatçılardan yola çıkmış. Başta çevre konusunda dikkatimizi çeken Hüseyin Rahmi Gürpınar olmak üzere yapıtta adı geçen sanat insanı ve sanat yapıtının sayısı oldukça kabarık. Kimileyin bir ressam ve resim Malik Aksel ya da Neriman Oyman gibi; kimleyin de, bir şair ve şiirden Yahya Kemal ya da Edip Cansever gibi yola çıkarak okura sunmuş, bu güzel kentin eski yıllarını. Yazar, İstanbul’a zihinsel gücünün sınırlarını çizmeden veren insanlar arasında Zonaro gibi yabancıları da eklemiş.

Yazın/sanat türleri arasında bir sınır çizmeyen yazarın andığı adlar arasında suçu insanlardan çok zamanın unuttuğunu söylediklerimiz de var. Selim İleri bir değerbilirlik yaparak bir kez daha kayda geçirmiş, İstanbul, İlk Romanımda Leylak adlı yapıtında. İstanbul’la ilgili okunması incelenmesi gereken yapıtların bir listesini oluşturabilirsiniz, bunları not ederek okuduğunuz da.

Tiyatroyu, sinemayı ve mimariyi bu işin dışında tutsaydı cılız kalacaktı doğru dürüst beslenemeyen canlılar gibi. Türkan Şoray, Aliye Rona, Ayhan Işık, Gazanfer Özcan, Yıldız Kenter, Turgut Cansever… adları geçmese yapıt bir yerlerinden tamamlanmayı bekleyecekti hep, bence.

Küreselleşme ve edebiyat tarihimiz

Selim İleri, İstanbul, İlk Romanımda Leylak adlı yapıtında güzeller güzeli bir kentin dünü ve bugününü tanıklıklarını da ekleyerek sanat/sanatçı desteğiyle inandırıcı bir biçimde anlattığı yapıtında edebiyatımızın nereden nereye geldiğini de aktarıyor.

İleri açıkça yazmasa da Cahit Uçuk’un okura sunduğu çığlık çok önemlidir: Edebiyatın gündelik yaşamın içinden çıktığı gerçeği. Yapıtı, sanatçıyı daha doğrusu insanı şeyleştirme ereğini taşıyan küreselleşme saldırısının amacı edebiyatı günlük yaşamın içinden çıkarmaktan başka ne olabilir?

Selim İleri, edebiyattan gündelik yaşamı kapı dışarı ettirilmesine İstanbul, İlk Romanımda Leylak’da edebiyatımızın Cumhuriyet’ten bu yana bölümünü eleştirel bir yaklaşımla sunmanın yanında Cahit Uçuk’un attığı çığlığı her sayfada atmaktadır, edebiyatımız için.

Siyasal tarihimiz, batılılaşma

İleri’nin İstanbul sevgisini birçok yapıtında itiraf ettiği gibi bu yapıtında duyuyoruz, tümcelerinden. Ancak, İleri edebiyat ve siyasal tarih bağlantısını hor görenlerden değil. Ayrıca yazdıklarına katılmasak da, en çetrefilli siyasal tarihimizle ilgili konuyu rahat okunur bir şekilde sunuyor. Samim Kocagöz’ün Yılan Hikayesi’nin adını 1950’li yıllardaki siyasal bölünmüşlük günlerini duyumsamamız için salık veriyor, yazar.

İstanbul gibi bir güzeli üzen gözyaşları döktüren yıllar arasında DP hükümetini gösterirken batılılaşma yolunda atılan adımların yere sağlam basıp basmadığını da içtenlikle okurla paylaşıyor.

İleri’nin yapıtı, İstanbul’un ve insanımızın dünden bugüne değiştirdiği “kültür gömleği”nin bir yazılı belgesidir, güzel resimlerle bezenmiş. Unutmadan söylemem gerek, bu yapıt bir geçmişe özlem ya da ağıt kitabı değildir. Bir kentin yanı sıra edebiyatımızın ve ülkemizin geçmişiyle ilgili saptamaların yapıldığı bir incelemenin ürünüdür, İstanbul, İlk Romanımda Leylak.

Selim İleri, İstanbul, İlk Romanımda Leylak, I.Basım:Ekim 2009, Everest Yayınları- İstanbul

Tags : mustafa aslan

Catégorie : Non spécifié

 "sınıf"ımızın şiirleri 65 yaşında - mustafa aslan

1/11/2009

                            

 

1940 Kuşağının toplumcu gerçekçi ozan/yazarlarından Rıfat Ilgaz’ın, ilk baskısı 1944’de yapılan “Sınıf “ adlı şiir kitabı 65 yaşında. 
 

Kolay gelmedi bu yaşa  “Sınıf”. Yalnızca zamanın acımasızlığına direnmek yetmiyor, yazınsal olarak güçlü olsa da... Yapıtı, şairiyle birlikte halkımız nice kazalardan, belalardan baskılardan, işkencelerden sonra bugünlere getirdi. Oğlu Aydın Ilgaz  “Sınıf”ın toplatılma nedenini, “Devrim Kitabevi tarafından basılan kitap hakkında, adının Sınıf, kapağının kırmızı olması nedeniyle toplatılma kararı çıkartılmıştı.” diye açıklar. (Aydın Ilgaz, Sınıfın Efsanesi, s. 10)

 

Öğünülecek şiirler 

“Sınıf”ta yer alan şiirler için Pertev Naili Boratav, “Bunlar Türk şiirinin öğüneceği parçalardır” der. Yaşamının değişik dönemlerinde beş buçuk yıl tutuklu kalan, her baskı döneminde ilk gözaltına alınıp sorgulananlardan birisi olan Rıfat Ilgaz’ın “Sınıf” adlı şiir kitabı yayımlandığında toplatılarak şairi hakkında da soruşturma açılır. “Karartma Geceleri”nin kahramanı Mustafa Ural’ın da “Sınıf” adlı şiir kitabı toplatılır.

Dönemin şiirine göre farklılıklar ve yenilikler içeren yapıtın adı o yıllarda hemen dikkatleri üzerine toplar. 

II. Paylaşım Savaşı 

“Sınıf”ta yer alan şiirler bir yanıyla siyasal tarihimizin bir aynası niteliğindedir. Rıfat Ilgaz’ın “Karartma Geceleri” adlı romanıyla ortak izleği taşıyan II. Paylaşım Savaşı yıllarını anlatan şiirlerini görüyoruz. Karaborsa, kıtlık yıllarını en açık biçimde “Remzi” adlı şiirinde gözler önüne seren Rıfat Ilgaz, diğer şiirlerinde de, 1940’lı yıllara ilişkin önemli ayrıntılara vurgu yapıyor. 

“Çocuklarım” ve yapıta adını veren şiirden ayrı düşünemeyeceğimiz” şiirinde Ilgaz öğrencilerinden Remzi’yi anlatmaktadır. 

“…

Bulgarya’dan gelen kömür motorlarının

Yanaştığını Kumkapı’ya.

Etin iki lirayı aştığı  günlerde

Kulağına kar suyu kaçan toriklerin

Karaya vurduğunu. “   (Remzi, s.38 )

Sınıf’ının sesi  

Yaşamı boyunca özgürlük ve aydınlanma mücadelesi veren Rıfat Ilgaz, yüreği işçi sınıfı  için atan önemli şairlerimizden biridir. Bunun en önemli göstergesi de ortaya koyduğu ürünlerdir. “Sınıf” adlı şiir kitabında yer alan ürünlerinin tamamı, emekçi ve yoksullara ilişkindir. Varsılları, karnı tok sırtı pekleri anlattığı şiirleri ise toplumsal uçurumu, sınıfsal çelişkiyi okura daha iyi duyumsatacak şiirlerdir. Ilgaz’ın şiirlerinin her dizesinde sıradan, yoksul, emekçi insanların sesi vardır. 

“-Aç kalmasın da sırtımız

Giyinmek bizim için değil…

Bütün zorumuz boğazdan, hasretiz bol sirkeli salataya

Henüz girmedi mutfağımızdan içeri

Ayşekadın…

Dilimiz bağlı geçiyoruz manavların önünden” 

(Vapur İskelesinde, s.49) 

Çocuklar ve gençler 

Rıfat Ilgaz’ın çocuklar ve gençler için yazdığı şiirlerle de karşılaşıyoruz. “Okutma Üzerine” adlı şiirinde, “SINIF’ın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü./Kim ne derse desin, / Çocuklar için yazdım hep…” diyerek çocuklar için yazdığını söyler.  

Rıfat Ilgaz’ın çocuklar ve gençler için yazdığı şiirler Çınar Yayınları  tarafından “Durmak Yok” adıyla kitaplaştırıldı. Bu seçkide de “Sınıf”da yer alan şiirlerin öne çıktığını görüyoruz. 

“Çocuklarım,” “Remzi,” “Sınıf” ve “Hürsün” şiirlerinde eğitim sistemimize ilişkin eleştiriler de bulunurken çocukların durumlarını da gözler önüne sermektedir. Tatlı bir insan sıcaklığı vardır bu şiirlerde. Bir öğretmenin ağzından yazılanlarda öğrencilerini çocuğu gibi görür. Bu yüzden şiirlerinden birinin adı “Çocuklarım”dır. Bu şiirinde çalışan çocukları 1940’lı yıllarda şiirine taşıyan Rıfat Ilgaz, bir öğretmenin nasıl olması gerektiğinin imlerini vermenin yanında günlük yaşamda işe yaramayacak bilgileri çocuklara yükleyen eğitim sistemini de eleştirmektedir. 

“…

Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta,

çevresini ölçtük dünyanın,

hesapladık yıldızların uzaklığını,

Orta Asya’dan konuştuk laf kıtlığın da. “

(Çocuklarım, s.36) 

Gençlere ilişkin şiirleri de sımsıcak sevgi dolu, acımadan da öte bir durum saptamasıdır ama aydınlık günlerin ışığı gibidir, bu şiirleri. “Şubeye Doğru,” “Sayfiye,” “Altın Bilezik,” “Karadayı’ya Mektup,” “Besleme” …  gençlere ilişkin şiirlerdir.  

Örneğin: “Sayfiye” şiirinde… “Yokuş Yukarı” adlı anı kitabında Niyazi Akıncıoğlu’nun sözünü ettiği bir konudan esinlenerek yazdığını belirttiği “Sayfiye” şiiri Alişim’le izlek açısından bezerlikler gösterir. İş kazası sonucu elini, kolunu, bacağını yitiren çocukların, gençlerin ruhsal durumlarının izlerini de görebileceğimiz bir şiirdir. Bacağını iş kazasında yitirdiğinden geçimini dilencilik yaparak sağlayan birinin duygularını özlemlerini bir söyleşi havasında sunar okura, Ilgaz. 

Rıfat Ilgaz’ın “Sınıf” adlı yapıtı zamana ve her türlü yok etme politikalarına karşı direnip 65 yaşında sapasağlam ayakta duran şiirlerden oluşan bir kitap. 

Kaynakça: 

Rıfat Ilgaz, Sınıf, (Şiir) 7. Basım: Mart 2000, Çınar Yayınları, İstanbul

Rıfat Ilgaz, Yokuş Yukarı, (Anı) 5.Basım:Ekim 2006, Çınar Yayınları, İstanbul

Rıfat Ilgaz, Karatma Geceleri, (Roman) 18.Basım: Ocak 2008, Çınar Yayınları, İstanbul

Rıfat Ilgaz, Durmak Yok, (Gençler ve çocuklar için şiirler) I.Basım:Eylül 2009, Çınar Yayınları, İstanbul

Aydın Ilgaz, Sınıfın Efsanesi, I.Basım:Mayıs 2004-İstanbul

Pertev Naili Boratav, Folklor ve Edebiyat, Adam Yayınları, 1982-İstanbul

 Evrensel Kitap, 31.10.2099

 

http://yazarmustafaaslang.tr.gg

Tags : mustafa aslan

Catégorie : Non spécifié
Créer un blog | Liens : Fonds d'écran gratuits | Bébé Lilly |  Contacter l'auteur